Duygusallık

Hayatımızın her anında karşı karşıya kaldığımız bu sözcük nedir sizce ?
Sevgiyi mi, özlemi mi, ayrılığı mı , hasreti mi yoksa ayrılığı mı ifade ediyor ..
Bence duygusallık mantığın hislerin önüne geçmesidir. Duygusal kişilerin durumunu televizyon karşısında film seyreden bir kimsenin ağlamasına benzetebiliriz: Böyle bir kimse artık gerçeklerden o kadar uzaklaşmıştır ki, bu filmde oynadığı rolden para alan, hatta belki gerçek hayatta her türlü kötü ahlak özelliğini üzerinde taşıyan bir insanın filmdeki rolü gereği canı acıdığı için ona üzülebilmekte hatta bu kimse için ağlayabilmektedir. Akıllı bir kişinin asla içine düşmeyeceği bu durum duygusal bir zihniyetin insanı gerçeklerden ne denli kopardığını, ne kadar sağlıksız düşünmeye ittiğini açıkça göstermektedir. İşte bu çarpık bakış açısı günlük hayatta yaşanan olaylara da yansımaktadır.

Duygusallık insanı gerçeklerden uzaklaştırır. Duygusal insanların en belirgin yönlerinden biri gerçek dışı bir dünyayı yaşama istekleridir.

Çoğu zaman Bir akıl hastası olmayı istemişimdir neden mi, içinden geleni özgürce hesap vermeden yapabilmek var mıdır bundan güzel bir şey : ) Akıl hastalarının da sorunlarının çok fazla duygusal olmalarına bağlıyorum düşünsenize hiç birşeyi kafasına takmayan, en önemlisi hayatı umursamayan bir insanın ruh sağlığını kaybetmesi için ne gibi bir sebebi olabilir.
Duygusallık denildiğinde herkesin ilk aklına gelen Aşktır herhalde.. İnsanlar aşık olduğunda duygusal olur, müzik dinlediğinde, sevdiğini düşündüğünde ya da acı çektiğinde duygusallıkları ön plana çıkarmış gibi gelir insanlara..
Televizyonlarda ve filmlerde romantizm ve duygusal konular çok yoğun bir şekilde insanlara empoze edilir. Duygusallık adeta insanın doğal bir ihtiyacı olarak öne sürülür. Romantizm şarkılarda, şiirlerde, kitaplarda en revaçta, en ön planda işlenen temadır. Şeytan duygusallığın insanların aksettirmelerini, gerçekleri görmelerini, Allah’ı anmalarını, yaratılış amaçlarını ve ahireti düşünmelerini engelleyen, onları dini yaşamaktan uzaklaştıran, şirke batıran bir illet olduğunu çok iyi bilir. Bu yüzden her kesimdeki ve her sektördeki yandaşlarını, duygusallık telkinini en yoğun ve sık olarak ayakta tutacak biçimde yönlendirir.
Bir kitapta şöyle bir yazı görmüştüm aynen yazıyorum ‘Aşk,Heyecan Duygusal,Cesaret,Sevgi ve diğer duygular birgün saklambaç oynuyorlarmış…Aşk diğerlerini bulacakmış…Herkesi bulmuş…Tek Heyacanı bulamamış…Zar zor onuda saklandığı ağacın arkasında görmüş,Elinde sopa ile Heyecanın saklandığı yere doğru gitmiş…Ve sopa ile vurmaya başlamış…Heyecan kör olmuş… Bunda sonra Kör heyecanla ve Aşk ,Birlikte gezmeye başlamış. Aşk ona yol Göstermeye karar vermiş…

ONUN İÇİNDİRKİ O GÜN BUGÜNDÜR “AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR”

Diyeceğim şudur ki; Aşk duygusallık değil cesaret ister bence.. İşte bu, kesınlıkle aşk cesurların işidir..Duygularıyla bir yere kadar gidebilirsin lakin cesaret seni sonuna kadar taşımasını bilir..

Cesareti olmayanın yığınla duygusu olsa, aşık olmayı yada aşkı için hangi zorlukları göze almayı becerebilir ki..Duygular zorluklar karşışında sekteye uğrayabılır..Lakin cesareti hiç bir güç hiç bir kuvvet yolundan döndürmez…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir